Avukatın Hakları ve Yükümlülükleri

 

Avukatlar mesleklerini icra ederken gerek arasında vekalet ilişkisi bulunan müvekkiline , gerek yargı kurum ve mensuplarına ve gerekse toplum ile kendi meslektaşlarına karşı bazı yükümlülükler altına girerken bazı haklara da sahiptirler.
    Avukatlık kanununda avukatın hakları ve yükümlülükleri , avukatın  hak ve ödevleri  başlığı altında 6. kısımda düzenlenmiştir.Ancak hak ve yükümlülükleri  6. Kısımdaki düzenlemelerle kısıtlamak doğru değildir.Kanunun diğer maddelerinde de bazı düzenlemeler olduğu görülmektedir.Burada yapacağım incelemede 6. kısım dışındaki maddeler üzerinde de inceleme ve değerlendirmelerde bulunacağım.Öncelikle avukatların haklarını daha sonra ise yükümlülüklerini ele alalım.
    Avukatın Hakları :
    Av.Kanunu  Madde 37.Avukat, kendisine teklif olunan işi sebep göstermeden reddedebilir. Reddin, iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur.

    Kanunun 37.maddesine göre avukatın kendisine teklif olunan işi sebep göstermeden reddetme hakkı vardır.Yani herhangi bir açıklama yapma zorunluluğu yoktur.Bu konuda hakka sahiptir.Ancak aynı maddede ki düzenlemeye göre reddi iş sahibine gecikmeden bildirme yükümlülüğü vardır.Aynı madde içerisinde hem hak hem de yükümlülük düzenlenmiştir.

   Av.Kanunu Madde 46.Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir. Avukatın onanmasını istemediği örnekler harca tabi değildir.

   Avukat veya stajyer, vekaletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekaletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez.

   Avukatın savunma görevini icra etmesi için en önemli haklarından biri dava ve takip dosyalarını mahallinde inceleyebilecekleri gibi, davanın ve stajyer avukatlarında bu hakka sahip olmalarıdır. Avukatın savunmasını tam anlamıyla yerine getirebilmesi için bazı belge ve bilgilere ulaşması gerekir, buda ancak dava dosyasını incelemek koşuluyla gerçekleşecektir

    Avukatlar vekaletname ibraz etmeden dosyadaki belge ve bilgileri inceleyebilir. Ancak dosyadan vekaletname olmadan örnek alamaz. Savunmaya hizmet açısından gerekli bir durumdur.

    Av.Kanunu Madde 56.Usulüne uygun olarak düzenlenen ve avukata verilmiş olan vekaletname 52 nci maddede yazılı dosyada saklanır. Avukat, bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Avukatın çıkardığı vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.

   Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde avukatlar, takip ettikleri işlerde, aslı kendilerinde bulunan her türlü kağıt ve belgelerin örneklerini kendileri onaylayarak yargı mercileri ile diğer adalet dairelerine verebilirler.

   Aslı olmayan vekaletname veya diğer kağıt ve belgelerin örneğini onaylayan yahut aslına aykırı örnek veren avukat, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

   Avukatlar, vekalet aldıkları işlerde, ilgili yargı mercii aracılığı ile ve bu yargı merciinin tebligat konusunda bir kararı olmaksızın, diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilirler. Tebliğ edilen kağıt ve belgelerin birer nüshası, gerekli harç, vergi ve resim ödenmek şartıyla, ilgili yargı merciinin dosyasına konur.

   Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekaletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekaletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekaletname hükmündedir.

    Vekaletnameler Türkiye için tek tip olup, vekaletnamenin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanır.

  
   Avukatlar vekil sıfatıyla takip ettikleri davalarda, makbuz karşılığında birbirlerine tebligat yapabilirler. Yine avukat vekalet aldığı işlerle ilgili yargı mercilerinin kararı olmaksızın, diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilirler. Tebliğ edilen belge ve kağıtların birer nüshası, gerekli harç ve resim ödenmek suretiyle yargı mercii dosyasına konur.


   Av.Kanunu madde 164.Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.

   Yüzde 25’i aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.

   İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

   Avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum Baro Yönetim Kuruluna bildirilir. Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

   Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez


   Söz konusu maddede açıkça düzenlendiği üzere avukatın yaptığı iş karşılığı olarak ücret isteme hakkı en temel hakkıdır.


    Avukatın Yükümlülükleri:

   Av.Kanunu madde 34. Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler

   Görevi Özenle Yerine Getirme Yükümlülüğü :
  
   Avukat, yüklendiği görevi bu görevin kutsallığı ve yüceliğine yaraşır bir özen, dikkat, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdür(Av.K. md.34; BK.md.390). avukat bu özen ve doğruluk yükümlülüklerine aykırı davranışı sebebiyle doğan zararı tazmin etmekle de yükümlüdür.İşin görülmesi sözleşmeye bağlı olduğundan, sorumluluğun daraltılması düşünülse de, avukatlık kanunu hükümlerine göre amaç avukatlık mesleğini yüceltmek olduğundan sorumsuzluk anlaşması yapılması mümkün görülmemektedir. Avukatın özen yükümlülüğü kapsamında öncelikle; avukatın o iş için gerekli hukuki bilgi düzeyinin sağlanması gerekir. Bilgisiz olması, işi savsaklaması, deneyim yetersizliği gibi durumlar da özen yükümlülüğünün ihlalidir.
Özen borcunun sınır ve kapsamı, doğruluk ve dürüstlüğün ölçüsü ise, BK. Md.390/II de ;

“...vekil, müvekkile karşı vekaleti iyi bir suretle ifa ile mükelleftir,vekilin sorumluluğu umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlere tabidir.”
Şeklinde işçinin özen borcuna atıf yapılarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla sorumluluk; dikkatli ve basiretli bir avukatın hareket tarzına uygun şekilde dikkat ve özen gösterme borcundan ibarettir. Tabi ki aslında; vekilin daha önemli ve nitelikli bir iş yürüttüğü göz önüne alınmalı ve işçininkinden daha ağır bir sorumluluk yüklenmelidir.
   Peki ama avukatın ücret almaması, hatıra vekillik üstlenmesi durumları sorumluluğu azaltır mı? Buna verilecek açık yanıt tabii ki hayırdır. Üstelik avukatın ücret almaksızın vekillik üstlenmesi Av.K. gereğince yasaktır.
   Bu özen yükümlülüğü kapsamında; avukat müvekkilin hukukunu üstün tutmak ve korumak durumunda olan bir avukatın: birden fazla taşınmaz için, tek bir dava açarak neticeye ulaşması mümkün ve gerekli iken(ortaklığın giderilmesi), bu yolun aksine gerekçe göstermeden ve müvekkili ile istişare edip onay almaksızın ayrı ayrı 20 dava birden açması ve her biri için ayrı ayrı avukatlık ücreti istemesi, müvekkilin taşınmazlarını çok düşük değere satması yada teminat veya güvence almaksızın, çek veya senet karşılığı satması; meslek ve karı ve doğruluk kuralları ile bağdaşır bir davranış değildir. Çünkü neticede avukat müvekkilini aydınlanıp onun vereceği talimatlara uymakla mükelleftir.   Avukatın sorumluluğunda; kusur, zarar ve illiyet bağı aranmaktadır. Burada kusurun ağır kusur olma koşulu aranmayıp, hafif ihmal, özen ve sadakat borcuna aykırılık yeterli görülmektedir.
   Avukatın sorumluluktan kurtuluşunun tek yolu; kusursuzluğunu ispat etmesi halinde söz konusu olabilecektir.
Temiz ve Açık Hukuki İlişkiler Kurma Ödevi:
   Aslında avukatın özünde dürüst ve özenli olmasının yanında bunu hukuki iş ve ilişkilerinde de sürdürmesi temeline dayanır. Adalete hizmet eden ve yargının bir süjesi olan Avukat muvazaalı işlemlerden kaçınmalı, tarafların isteğiyle dahi bir belgeye yanlış tarih veya başka bir ibare koymamakla yükümlüdür. Muvazaalı işlemlerin içinde bulunan, aracılık eden avukatın “avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket ettiği söylenemez.      Adalete hizmet eden birisinin bu tür güven kırıcı iş ve ilişkilerde bulunması, şahısla birlikte meslek onur ve ahlakını da zedeleyeceğinden bizim hukukumuzda da avukatın temiz ve açık hukuki ilişkiler kurma yükümlülüğünde olduğunu söylememiz gerekir.

Müvekkili Aydınlatma Ödevi :
   Avukat yargılamanın her aşamasında müvekkili ile diyalog içinde olmalı ve yargılamanın gidişatı, davanın risk ve avantajları, kararı, karar karşı başvurulacak kanun yollarını, teklif edilen sulhler, kabuller konusunda, hükmün icrasındaki usul, süre gibi konularda müvekkilini aydınlatmalı ve onun görüş ve kararlarını almalıdır. Nihayet avukat yoksulluk içinde bulunan müvekkiline karşı adli yardım imkanlarını da açıklamalı ve tüm bu konularda onu aydınlatmalıdır.   Avukat aldığı tüm davalarda davanın gerektirdiği tüm hukuki bilgisi edinmek zorundadır. Dava yabancı kanunların bilinmesini gerektirse dahi bu durum değişmez.
   Avukat aldığı davayla ilgilide aydınlanma yükümlülüğü altındadır. Davaya ilişkin tüm bilgileri müvekkilinden almalı, iş sahibinin çıkarlarının koruması açısından gerekli bilgileri iş sahibinden edinmelidir. İş sahibinden gerekli bilgileri istediğini ispat yükü avukattadır.
 Amaca En Uygun ve En Güvenli Yolu Seçme Ödevi :
   Avukat iş sahibin amacına hizmet eden, başarıya ulaştıracak ve aksi halde en az zarar açacak yolu seçmekle yükümlüdür. Bunun için dava açılması zorunlu değildir. Her türlü hukuki danışmanlık, iş görme, hazırlanan muameleler, usuli prosedür hallerinde bu husus geçerlidir.
   Tabii ki amaca en uygun ve en güvenli olarak seçilen yolunda hukuka uygun olması, genel ahlak ve toplum düzenine aykırı olmaması gerekir

Av. Kanunu Madde 36.Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse Türkiye Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.

Avukatların birinci fıkrada yazılı hususlar hakkında tanıklık edebilmeleri, iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır. Ancak, bu halde dahi avukat tanıklık etmekten çekinebilir. Çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.

   Yukarıdaki hükümler, Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları hakkında da uygulanır.

   Sır saklama yükümlülüğü Vekilin sadakat borcu gerek vekalet ilişkisi devam ederken gerekse, ilişki sona erdikten sonra devam eden ve müvekkilin menfaatlerinin korunmasını hedefleyen bir yükümlülüktür. Vekilin özen yükümlülüğü vekalet ilişkisi bitince bitmesine karşın, sadakat ve sır saklama borcu davam etmektedir Ayrıca Av. K. 36/II avukatların görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususlarda tanıklık yapmalarını iş sahibinin yani müvekkilinin rıza göstermesine bağlamıştır. Ancak maddenin devamında avukat, iş sahibinin rıza göstermesine rağmen tanıklık etmekten kaçınabileceği belirtilmiştir(Av. K. md. 36/II) Avukata bu tür yükümlülük yüklenmesinde sadece sır sahibi değil kamu yararı da düşünülmüştür. Çünkü iş sahibinin sırlarının saklanacağını bilerek avukata başvurmasında ikincil olarak kamunun menfaati vardır.       Sır saklama yükümlülüğü müvekkilin avukata güven duyması ve bu sebeple de davaya konu ve davayı çözecek nitelikteki tüm sırlarını avukatına söylemesi anlamına gelmektedir. Müvekkil ile avukat arasında bu yönde bir güven ilişkisinin olmaması zaten avukatın davayı doğru biçimde yürütmesi ve neticelendirmesi çok zora girecektir.Söz konusu yasak avukatlar, dava vekilleri, dava takipçileri, stajyerler ve avukat katipleri bakımından da söz konusudur.
   Bu yükümlülük kapsamına kuşkusuz ki; avukatın mesleği dolayısıyla veya mesleğini icra ederken öğrendiği hususlar girmektedir. Öyleyse sırrın öğrenilmesi ile avukatlık mesleği arasında bir nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Yoksa meslekle veya mesleği inşa ederken öğrenilmeyen başka türlü öğrenilen bilgilerde avukatlık sırrı söz konusu olmayacaktır.        Avukatın; görev yaptığı dosyadan, mahkemeden, karşı taraftan edindiği bilgiler meslek sırrı sayılır.
   Sırrın açıklanmasında ise, iş sahibinin muvafakati var ise veya sırrın açıklanmasında menfaati varsa avukat sırrı açıklayabilir. Vekalet görevinin yerine getirilmesi için sırrın açıklanması zorunlu ise, bu takdirde sır saklama zorunluluğu ortadan kalkar

Avukatın Reddetmekle Yükümlü Olduğu İşler

Av .Kanunu Madde 38. Avukat;

a.Kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz veya haksız olduğu kanısına varırsa,

b.Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa,

c.Evvelce hakim, hakem, Cumhuriyet Savcısı, bilirkişi veya memur olarak o işte görev yapmış olursa,

d.Kendisinin düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek durumu ortaya çıkmışsa,

e.(İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 2/6/1977 tarihli ve E. 1977/43, K. 1977/84 sayılı kararı ile.)

f.Görmesi istenilen iş, Türkiye Barolar Birliği tarafından tespit edilen mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun değilse, teklifi reddetmek zorunluluğundadır.

Bu zorunluluk, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.

Av. Kanunu Madde 41.Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren on beş gün süre ile devam eder

Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere avukat bu durumda 15 gün süre ile vekalet görevini yerine getirmekle yükümlüdür.

Büro Edinme Zorunluluğu

Av. Kanunu Madde 43.Her avukat, levhaya yazıldığı tarihten itibaren üç ay içinde baro bölgesinde bir büro kurmak zorundadır. Büronun niteliklerini barolar belirtir.

Bir avukatın birden fazla bürosu olamaz. Birlikte çalışan avukatlar ayrı büro edinemezler.Avukatlık ortaklığı yurt içinde şube açamaz. Milletvekilleri, milletvekilliği süresince avukatlık yapamazlar.

Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yenilerinin adreslerini bir hafta içinde baroya bildirmek zorundadır.

Kanunda her ne kadar bir çok durum zorunluluk veya  yasak olarak olarak karşımıza çıksada bunların aslında yükümlülük olduğu açıktır. Av. Kanunu 43. Madde de bunlardan biridir.

 Çekişmeli Hakları Edinme Yasağı

Av. Kanunu Madde 47.Avukat el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılıktan yasaklıdır. Bu yasak, işin sona ermesinden itibaren bir yıl sürer.

Birinci fıkra hükmü, avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da kapsar.

Ancak; 164 üncü madde hükmü saklıdır.

Yargıtay bu hükmü kamu düzenine yönelik algılamış ve hükme aykırı yapılan temlik işlemlerini geçersiz saymıştır.İcra takibinde vekil olan avukat ihalede mal edinmişse bu ihalenin feshi talep edilebilir ve avukatın yasaklılığı kamu düzenine ilişkin olduğundan fesih talebi süresizdir.Bu yasak ile kanun koyucu avukatın davadan kişisel veya madden bir çıkarının olmamasını, davayı kendi işi haline getirmemesini ve böylece iş sahibine karşı tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde danışmada bulunmasını amaçlamıştır

 Avukatların Resmi Kılığı

Av. Kanunu Madde 49.Avukatlar, mahkemelere, Türkiye Barolar Birliğinin belirteceği resmi kılıkla çıkmak zorundadırlar.[1]

 

Av. Kanunu Madde 52. Avukat, üzerine aldığı her iş yahut yazılı mütalaasına başvurulan her husus hakkında düzenli dosya tutmak zorundadır.

   Avukat, kendisi tarafından yazılan veya taslağı yapılan her belgeyi imzalamakla yükümlüdür.
   Avukat üzerine aldığı veya mütalada bulunduğu her iş için düzenli bir dosya tutmak ve kendisince yazılan ya da taslağı yazılan her belgeyi imzalamakla yükümlüdür(Av.K. md.52, 55).   

   Avukat kendisine verilen belgeleri işin bitiminden itibaren 3 yıl süre ile saklamak zorundadır. Ancak ilgili belgelerin geri alınması için iş sahibine bildirimde bulundu ise saklama yükümlülüğü bildirimden itibaren 3 ay ile sınırlıdır(Av.K. md. 39/I). Belirtmek gerekir ki yapılan masraflar ve avukatlık ücreti ödenmeyen avukatın iade yükümlülüğü yoktur.Avukat yaptığı işe ilişkin tüm çalışmalarını düzenli şekilde kağıda dökmeli ve dosyalamalıdır. Neticede bu yönde bir ihmal salında “görevin özenle ifasının ihmalini” doğuracaktır

  Reklam Yasağı

Av. Kanunu Madde 55.Avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.

Bu yasak, ortak avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığı hakkında da uygulanır.

 Yukarıdaki yasaklara ilişkin esaslar Türkiye Barolar Birliğince düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.

Avukat ile iş sahibi arasındaki ilişki her ne kadar özel hukuka tabi olsa da, kamu hukukuna dair kurallar da bu ilişkinin içindedir.Avukat itibarı ve nitelikli olduğunu reklam yoluyla değil, mesleki faaliyetleri ve başarısı ile ispatlamalı ve kendisini tanıtmalıdır. Bu vesile ile avukatlık mesleğinin ticarileşmesi engellenmiş ve kamu hizmeti niteliğinin özüne de hizmet etmiş olmaktadır. Yargıtay ve Danıştay da kararlarında reklam yasağını pek katı uygulamaktadırlar. Avukatın avukatlık sözleşmesinde; davayı kazanacağını taahhüt etmesi, kaybetmesi halinde masraf ve avukatlık ücreti almayacağı şeklinde ibarelerin olması reklam yasağının ihlalidir. Ayrıca bu şekilde düzenlenen ücret sözleşmesi de geçersizdir.Ortak avukatlık bürolarının kartvizitlerinde de avukatın adı soyadı adresi..vs. bilgiler olmalı ve “ortak avukatlık bürosu” ibaresi de kullanılabilir. Ancak birden çok avukatın “hukuk bürosu” ünvanını kullanması reklam yasağına girmektedir.Avukatlık meslek kuralları bu hususu ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve katı bir sistemi benimsemiştir

Levhaya Yazılma Yükümlülüğü

Av. Kanunu Madde 66.Her avukat, bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmakla, yükümlüdür.[2]

 Bir baro levhasına yazılmış olan avukat, sürekli olmamak şartıyla, memleketin her yerinde avukatlık yapmaya yetkilidir.

İşi Sonuna Kadar Takip Etme Zorunluluğu

Ve Başkasını Tevkil

Av. Kanunu Madde 171.Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.

Avukata verilen vekaletnamede başkasını tevkile yetki tanınmış ise, yazılı sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça, işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir. Vekaletnamede, bunun düzenlendiği tarihten sonra açılacak veya takip edilecek bütün dava ve işlerde vekalete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukat, bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca vekalet almaya lüzum kalmaksızın işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir.

İkinci fıkradaki hallerde, avukatın müvekkile karşı sorumluluğu devam eder. Birlikte takip ettiği veya işi tamamen devrettiği avukatların kusurlarından ve meydana getirdikleri zarardan dolayı müvekkile karşı hem şahsen hem de diğer avukatla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Şu kadar ki, bu hüküm, 12ncimaddede yazılı bir iş sebebiyle başka bir yerde çalışmak zorunluluğunda olduğu için işi tamamen başkasına devreden avukatlar hakkında uygulanmaz.

Avukat tarafından işe başka avukatlar teşrik edilmiş ise, avukat bundan dolayı ayrı bir ücret isteyemeyeceği gibi, işi birlikte takip eden avukat da müvekkilden herhangi bir ücret isteyemez. İş tamamen başka bir avukata bırakılmış ise, tevkil eden ve tevkil olunan avukatlar ücret sözleşmesindeki miktarı aşmamak şartıyla, harcadıkları mesaiye karşılık olan ücreti müvekkilden isteyebilirler. Ancak, tevkil eden avukat müvekkilden peşin ücret almışsa, harcadığı mesaiye karşılık olan miktarın fazlasını tevkil ettiği avukata ödemekle yükümlüdür.



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !